İyi bir öğretmen nasıl olmalı?

Şubat 4th, 2009 tarihinde Eğitim kategorisinde gönderildi.

Eğitim ve Teknik Eğitim fakültelerinde öğretmenliğin hümanist yönü üstüne basıla basıla anlatılır. Fakat uygulasında çeşitli zorluklar çekilmektedir. Hayatta en zor zanaat insanla uğraşmaktır. Yine bununla ilgili yapılan MEB çalışmasının haberi aşağıdadır.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ilköğretim öğretmenlerinde bulunması gereken nitelikleri tek tek belirledi. Aynı çalışma, ortaöğretim öğretmenleri için de başlatıldı.

MEB, konuyla ilgili 2002 yılında başlatılan proje çerçevesinde bir öğretmende bulunması gereken “bilgi, beceri ve tutum özellikleri” saptayarak, “Öğretmen Yeterlikleri” adı altında yayımladı.

Öğretmen yeterlikleri” belirlenirken, düzenlenen seminer ve çalıştaydan çıkan sonuçların yanı sıra ABD, İngiltere, Seyşel Adaları, Avustralya ve İrlanda gibi ülkelerdeki örnekler de göz önünde bulunduruldu.

Ortaya çıkan çalışma ile ilgili olarak, pilot belirlenen 6 ildeki öğretmenler, okul yöneticileri; sendika, dernek ve sivil toplum örgütü üyeleri, kamu kurumu mensupları, öğretim elemanları ve öğretmen adaylarından oluşan toplam 6 bin 743 kişinin görüşü alındı.Çalışma sonucunda, “öğretmenlerde bulunması gereken bilgi, beceri ve tutum özellikleri”ni içeren “genel yeterlikler”in yanı sıra ilköğretimdeki Türkçe, İngilizce, Fen ve Teknoloji, Bilişim Teknolojileri, Okul Öncesi, Görsel Sanatlar, Matematik, Sınıf Öğretmenliği, Sosyal Bilgiler, Müzik, Beden Eğitimi, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, Teknoloji Tasarım ve Özel Eğitim (Görme Engelliler-İşitme Engelliler-Zihinsel Engelliler) öğretmenliğin nitelikleri de “özel alan alt yeterlikleri” adı altında sıralandı.

Genel yeterlikler

Projeye göre, bir öğretmende bulunması gereken “bilgi, beceri ve tutum”dan oluşan niteliklerden ve yapması beklenen davranışlardan bazıları şöyle:

- Öğrenciye ismiyle hitap eder.

- Öğrencilerin fikirlerine ve ürettiklerine değer verir.

- Sınıf içi ve dışı etkinliklerde demokratik davranır.

- İnsan haklarına uygun biçimde davranır.

- Uluslara, bireylere ve inançlara karşı ayrımcılık yapmaz.

- Öğrencinin geçmişine ve sosyo-ekonomik durumuna göre ön yargısız davranır.

- Her öğrencinin başarılı olacağına inanır.

- Öğrenciler sorulara farklı yanıtlar verdiğinde olumlu tepki gösterir.

- Stresle başa çıkma yollarını bilir ve kullanır.

- Kişisel bakımına ve sağlığına özen gösterir.

- Zorluklarla mücadele eder.

- Türk milli eğitim sisteminin dayandığı temel değer ve ilkeleri bilir.

- Mesleki gelişimine yönelik yayınları izler.

- Okulun iyileştirilmesinde ve geliştirilmesine çevre olanaklarını kullanır.

- Öğrencilerin sahip olduğu değerlere saygı gösterir.

- Öğrencinin kişisel gelişimini ailesiyle paylaşır.

- Öğrencilerin ilerlemelerini izlemek amacıyla kayıtlar tutar.

- Sınıf kurallarını öğrencilerle birlikte belirler.

- Öğrencilerin kendilerini güven içinde hissetmelerini sağlayacak ortam oluşturur.

- Aileleri tanımak için bireysel ya da gruplarla veli görüşmeleri düzenler.

- Ailelerin yaşadıkları sorunlara karşı duyarlı davranır.

“Öğretmenin yol haritası”

MEB Öğretmen Yetiştirme ve Eğitimi Genel Müdürü Ömer Balıbey, öğretmenlerin sürekli kendilerini yenilemeleri gerektiğini belirterek, “Burada amaç öğretmenin kalitesini artırmak. Meslek yeterliklerinde kriterler var. Öğretmenler belirlenen bu meslek yeterliklerine bakarak kendilerini hazırlayacaklar” dedi.

Bu yeterliklerin, öğretmen yetiştirme politikasında yol gösterici olacağını söyleyen Balıbey, çalışma tamamlandıktan sonra öğretmen adayı yetiştiren eğitim fakültelerinin müfredatının da bu doğrultuda yapılanmasının hedeflendiğini anlattı.

Aynı çalışmanın ortaöğretim için de başlatıldığını anlatan Balıbey, “Çalışma tamamlandıktan sonra, öğretmen adaylarının buna göre yetişmeleri için YÖK’ün önüne koyacağız. Öğretmen yeterliği çalışmasıyla öğretmenin bir yol haritası ortaya çıkıyor” diye konuştu.

Kaynak: CNNTurk

  • Share/Bookmark

Matematikte somut örnek en iyi yöntem değil (miş!)

Nisan 28th, 2008 tarihinde Eğitim kategorisinde gönderildi.

Genelde, amerikalılar coni’ye, maykıl’a göre bir sonuç bulur, bizse bu sonucu bizim ali’ye, veli’ye uydurmaya çalışırız. Bir grup amerikalı bilim canlısı, Matematik öğretiminde somut örnek vermenin öğrenmenin aktarımlarında sorun yaşattını gözlemiş. Yani A durumunda olan olayın, B durumuna uyarlanmasından çaktıklarını söylemişler. Kavramın anlaşılması açısından somut örnek şart! Gözlem grubundaki öğrencilere aktarmanın yapılması açısından eksik yöntem uygulanmış gibi? Ama tabii onlar uzman, bize laf söylemek düşmez oturmuş incelemiş adamlar, bizse oturduğumuzla kalmışız :) Haberin ayrıntısı aşağıdadır.

ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, matematik eğitimi sırasında somut örnekler vermek en iyi yöntem değil.

WASHINGTON – Araştırmanın yapıldığı Ohio Eyalet Üniversitesinin tanımalı bilim merkezi müdürü Vladimir Sloutsky, “Matematiği somut bir örnekten yola çıkarak anlatmak çok zor. Somut örnekler, öğrenilenleri sınamak için iyi bir yöntem olabilir, ancak eğitim aracı olarak kötü yöntem” diye konuştu.

Amerikan Science dergisinin bugünkü sayısında yayımlanan araştırmaya göre, matematiği somut örneklerle öğrenen öğrenciler, soyut eğitim tarzıyla öğrenenlerle kıyaslandıklarında bunları yeni bir bağlamda kullanmakta sıkıntı çekiyorlar.

Araştırmanın eşbaşkanlarından Jennifer Kaminski, soyut yöntem formülünü öğrenmedilerse “A treni B treni ile ne zaman karşılaşır?” sorusunu çözen öğrencilerin büyük bölümünün, bu çözümü diğer örneklere uygulamayamadıklarını belirtti.

Teorilerini 4 gruba ayırdıkları 80 öğrenci üzerinde sınayan araştırmacılar, bir aritmetik sorusunun çözümünü ilk üç gruba ayrı ayrı 3 somut örnek vererek, dördüncü gruba da soyut anlatım tekniğiyle öğrettiler.

Araştırmacılar daha sonra öğrettiklerini sınamak için çoktan seçmeli bir soruyu 80 öğrencinin tamamına sordular.

Soyut yöntemle hesaplamayı öğrenenlerin yüzde 80’i doğru yanıt verirken, büyük bölümünün “kafadan atarak işlem yaptığı” diğer gruplarda sadece yüzde 43 ila yüzde 51 oranında doğru yanıt çıktı.

Vladimir Sloutsky, somut örneklerin, öğrencilerin bizzat kavrama odaklanmalarına bile engel olabilecek biçimde ilgilerini dağıtabileceğini belirterek, araştırma sonuçlarının pedagojide uzun zamandır inanılanları tartışmaya açtığına işaret etti.

Jennifer Kaminski de “Bu kavramları çok sembolik yöntemlerle anlatmak zorundayız. Öğrenciler böylece bunları çeşitli alanlara uygulamaya çok daha hazırlıklı olurlar” dedi.

Kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/news/444078.asp

  • Share/Bookmark